#2 Paşa Hikayesi

#2 Paşa Hikayesi

O gün saat dört sularından Batı söz verdiği gibi Raif dedenin odasına gitmiş, Paşa hikayesini dinlemek için dedesinin dizinin dibine oturmuş idi. Batı her zamanki gibi bir yandan radyodan gelen sesleri dinlerken diğer yandan dedesine sorular sormaya devam ediyordu.

  • Dede babaannem nasıl biriydi?

  • Hayde vre tosun dinle hikayeyi babaanneni ne edecen şimdi?

  • Bence babaannemi çok seviyorsun dimi dede. Ben hiç tanımadım ama ben çok seviyorum.

O sırada radyonun da sesi kesilmişti. O buğulu odanın dumanı dağılmış, içeriye adeta parıldayan bir ışık düşmüştü. 

Raif dede derin bir iç çekerek;

  • Çok sevdim o ki bu toprakların neşesi, o ki gönlümün ilacı. Onu sevmeyen yoktu. Ben askerdeyken babam bana senin artık vaktin geldi ben tertibe söyledim nasipse ilk izine geldiğinde Zübeyde Hanım’ı istemeye gideceğiz diye mektup göndermişti. Tabi genciz kanımız kaynıyor, yoktu bizim zamanımızda hanım kızları dışarıda görelim ki iki cilve yapalım. Biz her cumartesi çaya halı yıkamaya inerdik. Tüm köylü çoluğu çocuğu bayram gibi olurdu. Halı yıkamak bahane ya maksat eğlencemiz olsun. Yavuklumuz da hiç olmadı ya! Neyse, Babaanneni tanıdığımda ben daha 20 yaşımdaydım. Teskeremi almama daha 7 ay vardı. İzine gelmiştim babam apar topar söz verdik hayırlısını bozmadan gidip isteyelim dedi. Babadır karşı gelinmez dedim. Ne kadar uzak olabilirdik ki aynı köy içinde birbirini tanımayan iki genç. Zübeyde Hanım’ların kapısına varınca babamı kolundan tuttum. ‘Baba eğer kızın gönlü yoksa sevmeyeceği bir adama varmasın ilk bir tanışma sözü yapalım sonra da uzatmadan nikah düğün olur hayırlısıyla’ diye babamı tembihledim. Tabi eski toprak sen karışma büyüklerin işine babandan daha iyi mi bileceksin dedi umursamadı bile. İçeri geçtik oturduk Zübeyde Hanım kahve getirdiğinde ilk karşılamamızdı. Dünya durmuş gibiydi, sanki gerçekten biz birbirimizi daha önce tanımış gibiydik öyle bir gülümsemesi vardı ki dünya yansa herkes donakalırdı. O gece büyü gibiydi. Derken günler nasıl geçti anlamadan. 21 sene aynı yastığa baş koyduk. 21 sene iyisiyle kötüsüyle rüya gibiydi. Yüce Mevla’m onu benden daha çok sevmiş ki yanına aldı. O gittiği gün ben de uyandım. Meğer 21 yıl boyunca gözüm de kulağım da Zübeyde  Hanım’mış…

  • Bre tosun yine kandırdın beni, açtırttın  benim o sıkı ağzımı. Şuna bak bir de sızmış, masal anlatıyoruz sanki. İyi geldi her hâl.

Diye anlatırken Batı’yı yatağa yatırdı üzerini örttü ve piposunu tüttürmek için bahçe doğru koyuldu. Öyle derin sessiz bir geceydi ki bu sessiz huysuz adamın kimse bilmezdi aslında içinde nasıl yufka yüreği olduğunu. Oturdu bahçedeki sandalyesine, hava buz gibiydi karlar erimeye başlamış ay ışığı gökyüzünü parıldatıyordu. Raif dede piposunu yaktı ve o derin mi derin gecenin içinde aklında Zübeyde Hanım düşünceleriyle süzülmeye başladı. O gece farklıydı Raif dedenin içinde bir umut bir mutluluk vardı. Sanki Zübeyde’sini kavuşacak gibiydi. O huzurla piposunu yarıda bırakıp gidip içeriye uzandı ve tüm gece sessizliğine büründü.

Email adresiniz açık olarak kullanıcılara paylaşılmaz. Doldurulma zorunluluğu vardır*.