Yazar, Çizer, Bozar/ Neden mi?

  • Ölümsüzlük tutkusu;  Zeki görünmek, hakkında konuşmaları duymak, öldükten sonra da hatırlanmayı istemek. Bu tutkuyu hayata geçirmek için erken yaşta başlayan yanlış yolculuklar. Küçük bir çocukken hor görülüp sayılmamanın, yetişkinlik evresinde, diğer yetişkinlere kendini kabul ettirme ve üstünlük savaşına girmeyi kışkırtması. Karşıtında dışlanan; azimli, yetenekli insanlar, azınlık olanlar, sonuna kadar asla pes etmeden mücadeleden vazgeçmeden kendisi için savaşanlar. İşte yazmak ve yazar olmak çoğu meslek veya işlerden daha kibirli ve benmerkezci olmaktır. Böyle bir duyguyu tatmak herkes yaşamak ister. İşte bana kalırsa o yüzden, insanlar aslında fazla egoist değiller. Genellikle varoluş temel kurallarından biri otuzlu yaşlardan sonra kendi başına birey olmaktan vazgeçip, hayatını başkaları için yaşamak veya  kendini düşünmeden karşı tarafı düşündüğünü sanarak ölmeden kendini gömmek. Çok ilginçtir değil mi? İnsanın kendi içine yolculuğu bir yaşa kadar takdir görürken, bir yaştan sonra bu yolculuğun tamamlanamayacağı çaresizliği akıllara düşer ve özgürlüğe düşman olunur.

 


 

  • Bedii haz; Dışarısının güzelliğini idrak etmek ve diğer yandan gördüklerini kelimelere sığdırmak. Özenle yazılmış bir yazının ahengini algılamak. Bulunduğun her zaman ve mekanda sana konuşan bir güzellik keşfetme sorumluluğu hissetmek. Bir sesin dağın eteğinde yankılandığını duymak. Ve güzellikten hazza geçmek, hazzı ifade ve kelimelere dökmek. Bunu bir hikayede bulmak, nefesin kesilmesi. Bu döngüyü takip etmek ve tamamlamak; önemli bulduğun bir konunun kaçırılmaması gerektiğine inanıp paylaşma arzusu. Demek istediğim şu ki yazmak, doğanın kendi içerisindeki döngüsü gibi, soyut olan güzelliği kaleme almak ve onu baki somut dünyaya katmaktır.

 


 

 

  • Tarihsel tepi;  Her şeyi olduğu gibi görmek. Gördüklerin hakkında doğru bilgilere erişip bu bilgileri gelecek nesiller için biriktirme arzusu. İnsanoğlu kulaktan dolma sözleri sever. Duyduğunu anlatmayı, paylaşmayı da daha çok sever. Doğru olanı araştırıp aktarmak dürüstlük gerektirir. Tarihe önem vermeyi bilmek, gelecek nesillerin kuşkusuz doğru yetişmesine sebep verir.

 


 

  • Son satır;   Son zamanlarda bakıyorum da beni yazıya iten dürtülerim daha çok azınlık yanım güçlü olmasının bir havası varmış gibi hissediyorum. Her insan kibirli, her insan biraz bencildir. Fakat her bencillik kötü de değildir. Bir yazı yazmak başlangıçta iğrenç, sonrasında korkunç bir hastalık gibidir. Ancak içgüdülerim her zaman bu hastalığın panzehirinin sonunda olduğunu söylüyor. En güzeli de sonunu hissetmek, bilmek ama görememek.  Aslında tüm bu istekler, düşünceler; tamamen bir çocuğun aç olmayışı, sadece ilgi toplamak istediği için ciyaklaması aynı içgüdüden ibarettir. Ancak unutmayalım ki kötü olan tek şey hakkedene hak ettiğini vermeyip baltalamaktır. Yazmak, yazmak, yazmak öyle derin ve içten bir duygudur ki; tüm duygu ve düşünceleri şahsına münhasır bir şekilde açmaktır. Bence yazmak  bir iş değildir. O bir keyif, bir eğlencedir.